31.10.2019 TARİHLİ GENEL KURUL KONUŞMA TUTANAĞI:    

AHMET KAYA (Trabzon) – 106 sıra sayılı Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
    Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemiz deniz ürünleri açısından bulunmaz imkânlara sahiptir. Ancak, bu imkânlar son dönemlerde ve özellikle de son yirmi yılda gözle görülür şekilde azalmıştır. TÜİK’in yaptığı araştırmalara göre, deniz ürünlerimizdeki azalma son on beş yılda yüzde 50’ye kadar ulaşmıştır. 2007 yılında denizlerimizden elde edilen ürün miktarı 590 bin ton iken bu rakam 2018’de 283 bin tona gerilemiştir. Bakın, bugün Karadeniz’e kıyısı olan Gürcistan, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Rusya gibi ülkelerde balık bolluğu yaşanırken bizde balık kıtlığı yaşanmaktadır. Bunun sebebi nedir? Orası da Karadeniz, oralarda balık var da bizim denizimizde neden yok? Bu soruya mutlaka bir cevap bulmalıyız.
    Değerli arkadaşlar, Karadeniz kıyılarında son yıllarda yapılan bilinçsiz deniz dolgularının, kıyı düzenlemelerinin ve endüstriyel kirliliğin deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkileri balıklarımızın can çekişmesine sebebiyet vermektedir. Binlerce yılda oluşan doğal kayalar, kıyılar, koylar ve deniz canlılarının doğal yaşam alanları dolgularla yok edilmiştir ve bu dolgulara hâlâ devam edilmektedir.
    Bakın, arkadaşlar, sizlere bir fotoğraf göstereceğim, lütfen bu fotoğraflara dikkatli bakın. Burası Trabzon’un merkezi, Beşirli Mahallemiz. Şu anda bu kamyonlar, gördüğünüz bu alanda denizimize bu şekliyle toprağı dökmektedir, tarım toprağı olan, inşaat hafriyatı olan bu toprakları denizimize dökmektedir. Bakın, deniz dolgusunu hepimiz biliyoruz, deniz dolgusu tahkimatsız yapılmaz. Burada tahkimat var mı arkadaşlar? Bu konuyla ilgili bir soru önergesi verdik ancak maalesef süresinde cevaplandırılmadı. Burada akıl yok, burada bilim yok, burada kural yok, burada mühendislik yok. İşte bu nedenle arkadaşlar, denizimize dökülen bu topraklar deniz suyunda çözüldüğü için, deniz suyunda çözülen bu topraklar balıkların gözlerini kör ediyor, balıkların yaşam alanlarını yok ediyor ve balıklar o nedenle kıyılarımızı terk ediyor. Yani yapılan bu akılsızlığın bedelini ödüyoruz arkadaşlar.
    Türkiye’de balıkçılığın lokomotifi olan Karadeniz’de bir zamanlar 300’ün üzerinde balık çeşidi yaşıyordu, bugünlerde bu çeşitlilik 15-20’lere kadar düşmüştür. 2002 yılında 328 bin ton olan hamsi üretimimiz bugün maalesef 96 bin tona kadar düşmüştür. Oysa hamsi, balıkların beslenme zincirinin en önemli halkasıdır. Bu nedenle hamsi stoklarının kontrolü ve doğru yönetilmesi, diğer balıkların beslenmesi için olmazsa olmazdır.
    Değerli milletvekilleri, Karadeniz ve Karadeniz’deki balıkçılık, ülkemizin deniz ürünleri tüketimi açısından hayati öneme sahiptir. Balıkçılarımız, Karadeniz hamsisi, istavrit, palamut, mezgit ve lüfer gibi balıklar sayesinde geçimlerini temin etmekteydiler. Şimdi balıkçı teknelerimizin birçoğu denize açılamaz oldu çünkü denizlerimizde balık kalmadı. Tek geçim kaynağı balıkçılık olan bu insanlar bugün masraflarını karşılayamamanın çaresizliği içindedirler. Fakir fukara sofrasını hamsiyle zenginleştirirdi, şimdi o da kalmadı.
    Denizlerimizde canlı çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir balıkçılık için, burada yaşayan canlıların üreme, barınma, otlama ve doğal yaşam alanlarını gözümüz gibi korumak zorundayız. Ayrıca, deniz ekosisteminin geleceği ve balık çeşitliliğinin incelenmesi için ulusal bir araştırma yapılması gerekmektedir. Doğu Karadeniz pilot bölge seçilerek bu bölgedeki balıkçılar denetimli olarak desteklenmelidir. Toptan satışlarda kırmızı et ve tavukta uygulanan yüzde 1 KDV oranı toplumun sağlıklı beslenebilmesi için deniz ürünlerine de getirilmelidir, hatta mümkünse deniz ürünlerinde KDV sıfırlanmalıdır.
    Değerli milletvekilleri, bu teklifin 8’inci maddesinde kamuda ihtiyaca göre fahri su ürünleri görevlisi görevlendirilmesine ilişkin bir düzenleme yer almaktaydı. Ülkemizde otuz beş-kırk yıllık su ürünleri ve su bilimleri fakültelerimiz, balıkçılık teknolojisi mühendisliği bölümlerimiz ve buralardan mezun binlerce gencimiz varken böyle bir düzenleme tam bir garabet olacaktı, neyse ki ortak akılla bu garabet metinden çıkarıldı. Bu garabetin metinden çıkarılmasına emek veren herkese teşekkür ediyoruz.
    Değerli milletvekilleri, ülkemiz maalesef doğru yönetilemiyor. Milletimiz liyakatsiz kadroların elinde sıkıntı üstüne sıkıntı yaşıyor.
Tarımda kendi kendine yeten ülkelerden biriydik, bugün büyük sıkıntı içindeyiz. “Mavi vatan” dediğimiz denizlerimizden balık fışkırıyordu, denizlerimiz resmen kurudu. Tabii, bu sıkıntılar kendiliğinden olmadı, yıllardır yapılan uyarıları dikkate almadığınız için oluştu. Bir televizyon programı var, izleyenler bilir, orada “Eşofmanlı Şevket Hoca” diye bir hocamız var. Eşofmanlı Şevket Hoca anlatıyor, anlatıyor fakat dinleyenler anlamıyor. Şevket Hocam kızıyor tabii, diyor ki: “Biz bunu şöyle anlattık, böyle anlattık.” Şevket Hocam sürekli serzenişte bulunuyor.
    Şimdi, bizler de diyoruz ki arkadaşlar: Biz sizlere bu konuyu akılla anlattık, bilimle anlattık, verilerle anlattık ama siz bir türlü anlamadınız; yapmayın dedik, etmeyin dedik, dinlemediniz. Allah akıl fikir versin diyorum, daha ne diyelim diyorum.
    Hepinize saygılar sunuyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here